İK’da Pusula: Veri, Soru ve İçgörü
Veri odaklılık, “çok veri” demek değildir. Doğru soru demektir. Yanlış soru sorarsanız; en iyi dashboard bile sizi yanlış yöne götürür. Bu yüzden veriyle çalışmanın ilk adımı teknoloji değil, soru tasarımıdır.
İnsan analitiği; işe alım, bağlılık, performans, öğrenme, ücret, devir gibi alanlarda “neden”e yaklaşma işidir. Ama sadece raporlama yaparsanız, geçmişi süslersiniz. Analitik, geleceği yönetmek için kurulur:
-
Hangi ekiplerde yıpranma artıyor?
-
Hangi yöneticilik davranışı performansı yükseltiyor?
-
Hangi rol/pozisyonlar kurumsal DNA için kritik?
-
Yeteneği elde tutan şey ücret mi, anlam mı, gelişim mi?
İşin kritik noktası şu: İK verisi tek başına konuşmaz. Operasyon, finans ve müşteri sonuçlarıyla bağlanınca anlam kazanır. Bu bağ kurulduğunda İK “destek” olmaktan çıkar, stratejik yön tayin eder. Kurumun karar alma refleksi hızlanır; sezgi küçülür, isabet büyür.
Sonuç: Veri, kurum için bir rapor değil; bir pusuladır. Ama pusulayı çalıştıran şey, doğru sorudur.